Güneş Sistemi’nde şaşırtan keşif

güneş sistemi

Gök bilimciler, Güneş Sistemi’nde yeni bir gök cismi bulduklarını, Güneş’in yörüngesinde Plüton’un ötesinde keşfedilmemiş gezegenler olabileceğini açıkladı.

Amerikan Astronomi Topluluğu’nun 47. Yıllık Toplantısı’nda sunulan çalışmaya göre,  “V774104” adı verilen gök cismi, Güneş’ten 15,5 milyar kilometre uzaklıkta yer alıyor. Bu rakam, Güneş ile Dünya arasındaki mesafenin 103 katına denk geliyor. Gök cismi, bilinen son gezegen olan Neptün’ün ötesindeki Kupier Kuşağı’nda keşfedildi. Daha önce Güneş Sistemi’nde keşfedilen en uzak cisim, Dünya ve Güneş arasındaki mesafenin 90 katı uzaklıktaydı. Donmuş gök cisminin, Güneş sisteminin sınırındaki kuyruklu yıldız kümesi Oort Bulutu’nun iç kısımlarında yer aldığı sanılıyor. Güneş Sistemi’nin sınırındaki kadim gök cisimlerinin, milyarlarca yıldır aynı yörüngede seyahat ettiği sanılıyor.Güneş sistemimize en yakın gezegen olan Alpha Centauri Bb’nin kayıplara karışması, Dünya boyutunda yeni gezegenler arayan gezegen avcılarının kafasında sorular oluşturuyor.  

Bilim insanları bir gezegeni yok etti. Yeni bir araştırmaya göre, bize en yakın yıldız sistemindeki Alpha Centauri Bb aslında sadece verilerde görülen bir hayalet gezegendi.

alpha centauri Bb

Bilim insanları bir gezegeni yok etti. Yeni bir araştırmaya göre, bize en yakın yıldız sistemindeki Alpha Centauri Bb aslında sadece verilerde görülen bir hayalet gezegendi.

Kütle olarak Dünya’ya benzediği düşünülen gezegenin bulunuşu, 2012 yılında Naturedergisinde “dönüm noktası” olarak ilan edilmişti. Transformers ve Avatar’ın bilimkurgu karakterlerine ev sahipliği yapan 4,3 ışık yılı uzaktaki Alpha Centauri Sistemi’nde yaşam bulunan gezegenler olması ihtimali heyecan yaratmıştı.

Oysa bu yabancı dünya yaşam aramak için iyi bir yer değildi. Yıldızına olan uzaklığı Merkür’ün güneşe olan uzaklığının onda biri kadar olmalıydı ve bu nedenle sıcak yüzeyi muhtemelen erimiş kaya kaplıydı.

Bundan böyleyse gezegen avcıları için ders alınması gereken öykü işlevi görecek, Dünya kadar küçük gezegenleri bulmanın kolay olmadığını anımsatacak. arXiv.org’da paylaşılan ve yakında Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de de yayımlanması planlanan bir rapor, arka plandaki parazitler arasından ipuçlarını fark etmenin çok zor olduğunu ortaya koyuyor.

Gezegeni ilk bildiren ekip de hemfikir. “Çok önemli bir çalışma,” diyor Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’den Xavier Dumusque. “Yüzde yüz emin değiliz ama muhtemelen orada bir gezegen yok.”

 

BİR GEZEGEN NASIL YOK OLUR?

Yok olan tek gezegen bu değil. 2005 yılında, Polonyalı gökbilimci Maciej Konacki üçlü yıldız sistemi HD 188753’te Jüpiter’e benzer bir gaz gezegeni olduğuna dair önemli kayıtlar ortaya koymuştu. Açıklama gökbilim dünyasında büyük çalkantı yaratmıştı. Çünkü gezegen oluşumu teorilerine göre, üç yıldızın kütle çekim alanının böyle büyük bir gezegenin oluşmasına izin vermemesi gerekiyordu. Ancak iki yıl sonra, Konacki’nin gördüğü gezegenin varlığını onaylayamayan araştırmacılar keşfin yanlış alarm olduğunda karar kıldılar.

 

Alpha Centauri gezegeni, Dumusque tarafından Alpha Centauri B yıldızının ışığını gözlemleme yoluyla bulunmuştu. Yıldızın ışığı, siren sesinin duyan kişiye yaklaştığına mı uzaklaştığına mı bağlı olarak incelip kalınlaşmasına benzer bir biçimde belirli aralıklarla tayfın mavi ve kırmızı uçları arasında hareket ediyordu. Yıldız, yörüngesindeki küçük bir gezegen tarafından çekilirmiş gibi her üç günde bir ileri geri hareket ediyordu.

Hareket eden yıldızlar, yüzlerce başka gezegenin ortaya çıkarılmasına yaramıştı ama onlar daha büyük gezegenlerdi. Bazı kişiler bu keşiften kuşkuluydu. Bunlar arasında bulunan dış gezegenler konusunun öncülerinden Yale gökbilimcisi Artie Hatze şüpheleri olduğunu ortaya koyan bir analiz yayımlamıştı.

Şimdi öyle görünüyor ki gezegenin ortaya çıkmasına neden olan şey veri kopukluğuydu. Dinlediği piyano konçertosundaki her on notadan ancak birini duyan bir kişi düşünün. Bach çalınmasına rağmen onu Beethoven zannedebilir. Bir yıldıza, Bb’yi saptayan teleskobun yaptığı gibi ancak haftada birkaç kez bakan bir gökbilimci de aynı şekilde yanılabilir.

Oxford Üniversitesi’nde astrofizik eğitimi gören Vinesh Rajpaul, gezegenle alakası olmayan şeylerin –örneğin yıldızın yüzeyindeki noktalar, ekipmandaki elektronik parazitler, ya da bir başka yıldızın çekim gücü– yol açtığı belli belirsiz ışık hareketinin gezegenle karıştırılabileceğini ortaya koydu.

 

SAHTE BİR GEZEGEN İNŞA ETMEK

Rajpaul düşüncesini kanıtlamak için, gezegeni olmayan ve aralıklı olarak gözlemlenen bir yıldızın bilgisayar simülasyonunu oluşturmuş.

“Yapay data yarattığımızda, ortada gezegen olmamasına rağmen sanki varmış gibi belirdi,” diyor Rajpaul.  Bu şaşırtmaca, bugüne kadar bulunan çok daha büyük 5600 gezegen adayının büyük bölümü için sorun yaratmıyor.

Kepler Uzay Teleskobu da Dünya’dan daha küçük gezegenler buldu. Ancak teleskop gökyüzünün belli bir parçasını sürekli olarak izliyor ve tamamen farklı bir yöntem uyguluyor; gezegenlerin yıldızın önünden geçmesini ve ışığını bir anlığına kesmesini bekliyor.

 

Kendilerini bekleyen zorlukların farkında olan Dumusque, bir süre önce çalışma arkadaşlarını küçük gezegen bulma yarışına davet etmiş. Farklı boyutlarda gezegenleri olan ya da hiç gezegeni olmayan yıldız simülasyonları oluşturmuş. Büyük gezegenler nedeniyle oluşan hareketleri ekiplere ayrılarak gözlemleyen uzmanlar, yüzde 90 oranda doğru saptama yapmış. Küçük gezegenlerde ise en iyi ekip yüzde 10 civarında kalmış ve çok sayıda hata yaşanmış.

Share This:

12 okuma

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir